Zaman'a dair..



     30'lu yaşlar sanıyorum yaşlanmanın farkına varıldığı sınırlar.. Ufaktan büyümenin hissedildiği geçmişin artık çok uzak kalması. Önceleri muhabbetlerimizin başlangıçları "Geçenlerde.." iken şimdilerde ise " Üniversitedeyken.. Askerdeyken.." ön eklerine dönüşüyor. Hatırlayabilecek kadar yakın tarihli, fakat ulaşamayacak kadar uzaklarda kaldı her hatıra. Bazı büyüklerimizle vedalaştık bile.. Zamanında size şakalar yapan, geçmiş hikayeleriyle eğlendirebilen büyüklerimizi.

     Elbetteki zaman yerinde durmuyor. Sizi beklemiyor ve avuçlarımızdan kayıp gidiyor. Aslında ne kadar kıymetli olduğunun farkına bile varamadan..30 yıl öncesinin fotoğraflarında anne babanızın kucağında bir fotoğrafa bakıveriyorsunuz, şimdi kucağınızda kendi yavrunuzu alacağınız günleri beklerken.

     Ne olduğunu anlamadan geçiyor zaman. Neredeydik, kimlerleydik sorularını soruyorsunuz kendinize. Kendinizi gününüzün beyhude problemlerinde kaybolmuş buluyorsunuz. Biten günün muhakemesini yaparken bile bir huzursuzluk oluyor içinizde. "Ben bugün ne yaptım?"

     Haber bültenlerinden takip ediyorsunuz çevrenizde olan biteni. Birazcık da başkalarına üzülüyorsunuz. Ülkenin geldiği noktayı, insanların birbirine olan kıskançlığını ve kinini hayretle takip ediyorsunuz. Bir ünlünün ölüm haberini televizyonda gördüğünüzde anlıyorsunuz gençliğinize dair her şeyin yavaş yavaş elinizden alındığını..

     Saçma sapan öfkeler, kırgınlıklar, şehir yaşantısının "stresi" doluyor bünyenize ve huzursuz ve istemsizce uzanıyorsunuz yatağınıza. Neyse ki gün bitti diyorsunuz ama ömrünüzden boşuna geçen bir günün daha farkına anca varabiliyorsunuz. Nasılsa ertesi güne sağ çıkacağımızı düşünerek...

Yorumlar